Kayıtlar

Mart, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Masal

Gülüşler sakladım içerime Sana bu yazdığım sözler sana Umutlar besledim içerimde, gözyaşı yalan mı Sana bu dargınlıklar sana Sana bu kırgın kelamlar ve sessiz çocuk ağlamaları Gülüşün gelir aklıma bir gece yatmaya karar verirsem Ve sonra uyku tutmaz olur Bir çocuk daha evsiz kalır sokaklarda Bir kadın daha ölür gündüz vakti köşebaşında Bir işçi daha vazgeçer yaşamaktan artık Bir Kürt daha kalır altlarında tankların Bir ben daha ağlarım sensizliği anlatıp Sigaramdan bir nefes daha alırken Bir halk daha öncüsüz kalır Bir halk daha örgütsüzdür artık Davranamam silahıma elim gitmez Kabzası soğumuştur elim donar Seni düşünürüm masal olur sesin Sanki yok olmuş gibi Ve yahut sanki hiç varolmamış gibi Mistik bir yalandan ibaret kalır Sanki annem gibi olursun bir anlık Benim bir annem vardı bir zamanlar sonra yok oldu -Tam olarak yok oldu diyemem Etleri karışmışsa da toprağa, k...

Diyalektik Materyalizm - Alan Pickard (Türkçe Çeviri)

Marksizmin yöntemini tartıştığımızda, işçi hareketindeki faaliyetlerimize temel oluşturan fikirleri, katıldığımız tartışmalarda ortaya koyduğumuz argümanları ve yazdığımız makaleleri ele alıyoruz. Marksizmin şeklini üç ana kökten aldığı genellikle kabul edilir. Bu köklerden biri, Marx'ın Fransız siyaseti analizinin, özellikle 1790'larda Fransa'daki burjuva devriminin ve 19. yüzyılın başlarında daha sonraki sınıf mücadelelerinin geliştirilmesiydi. Marksizmin kökenlerinden bir diğeri 'İngiliz ekonomisi' olarak adlandırılan şeydir, yani Marx'ın İngiltere'de gelişirken kapitalist sistemi analiz etmesi. Tarihsel olarak başlangıç noktası olan Marksizmin diğer kökünün 'Alman felsefesi' olduğu söylenir ve burada ele almak istediğim yönü budur. Başlangıç olarak, Marksizmin temelinin materyalizm olduğunu söylüyoruz. Yani Marksizm, maddenin tüm gerçekliğin özü olduğu ve maddenin zihni yarattığı (tersi değil) fikrinden başlar. Başka bir deyiş...

Halkım ve Sen

Sen zaten gülmiceksen kimse gülmesin Yorgunluk binmişken omuzlarının üstüne Gözlerinden belliyken ağladığın geceleri Ve sarhoş olduğunda bile dökmezken acılarını Yalandan gülümserken dost ortamlarında Kimse gülmesin, seni dinleyelim Herkes sussun artık misal ben sustum Dinleyin bu güzel kadını saçları yıldızla taranmış Sevdiklerini özlemiş de güzelliğini kaybetmemiş Gözyaşları akmış yüzünün her yanına yüzünü temizlemiş Belli olmuyor mu sanıyorsun halkına ağladığın Sevdiklerine ağladığın özlemlerine ağladığın ama en çok da halkına ağladığın Düşünüyorum seni en muhterem yeteneğim bu benim Hayal ediyorum seni yanıbaşımda saçların omzuma değmiş Kurtarmak istiyorum seni bu bok çukurundan Kurtulmak istiyorum artık bu bataklıktan Birbirimizi kurtarabilir miyiz Ben seni seviyorum bir çocuk annesini nasıl severse Sen beni bu kadar çok sevebilir misin Veya gerek var mı Veya bu bizi kurtarır mı Veya daha...

Gözaltında Morluk

Terapiye ihtiyacım var Depresyon artık anlamların en sefilidir Dünya dönüyor cinayetler oluyor Ölüm geliyor geliyorum diyor Köşebaşlarında tecavüzler Güpegündüz meydanlarda tacizler Ses çıkaran kadınlar gözaltında Göz altlarımda morluk Gözaltı yapılıyor mor meydanlara Devasa insan toplulukları Ve yanıbaşlarında duran şuncacık ölüm Kadın ölümü Kadın kayıplar Gül bahçesini bulamadık 68 gün oldu bu şiiri yazdığımda Hangi kadını koruyayım bu aciz kuvvetimle Hangi sevdalarda yansın bu sessiz yüreğim Hangi sokaklarda hangi çığlık sesleri Kadın baldırlarında akan hain tohumları ataerkinin Ve şüphesiz kirlenmiştir gözyaşlarımız Erkek gözyaşları Bir utancın meyvesidir onlar Yüzümüz kızarır ve bunun bir bedeli var Bu büyük meydanda bil ki kan akacaktır Ve hiçbir çocuk artık masum doğmayacaktır Ozan Deniz

Terso

Sabahın erken saatlerinde dirildi nefretim Bir Salı günüydü aylardan Mart Uykular tutmaz olmuştu geceler kasvetli Erken saatlerde salıverdim öfkemi Sen yine hatalar ediyordun affedilmeyecek Ben yine affetim Bu da benim affedilmeyecek hatalarımdır Onlar da beni affettiler Affedilmemeliydi beni affetmeleri affettiğim için Onlar af dilemediler Affedilmediler Yine terso yaptılar benim yoldaşlarıma Bedeli ağırdır bu tarz inceliklerin Kan hakkı geçer yine bizim ellerimize Bir devrimci ağır bedeller ödetir yine yanlışlara Bunu herkes bilir kimse dile getirmez Herkes bir cellat seçer devrimciler arasından Sen yine yanlışlar yapıyordun bedelleri o kadar da ağır olmayan Ama yanlış yanlıştır Yoldaşıma küfür ediyordun nazik sözlerle Tatlı tebessümlerle Ama küfür küfürdür Bir devrimciye küfredilmez Bedeli vardır ağırlığı görelidir Durduk yere apolitize oluyordun Unutkan lümpenlerin arasında...

Mevzu

Kafamda şarkılar çalmasa şiir yazabilicem Mevzular dönüyor sokaklarda bu durumlar benlik Kavgalar dönüyor beynimde ölüm beni çağırıyor Şizofreni belirtileri baş gösterdi akşamüstü Delirmek artık kaçınılmazdı sen yoksun Sen yoksun hayalin var bir tek Ve bir tek sigara parmaklarım arasında Arasında iki fikrin gidip geliyorum Gidiyorum bu sefer daha da geri dönmüyorum Beni mevzulara çağırın nefretimi sokağa dökeyim Beni yanına çağır sevgimi sana mavzer eyleyeyim Semtimin içine bıçaklı saldırı var Kahveler basılıyor güpegündüz Ortalık karışıyor duygular da birbirine Seni çağırıyorum yoksun Bağırıyorum bir kayaya beni anlamıyor Beni kavgaya çağırın Kinim dizginlerini kaybetti bu gece Anlam buluyorum nefretimde Sigaram yok artık param da yok Yumdum gözlerimi bu sukunet hayra alamet değil Bu sakinlik beni tedirgin ediyor Elim ayağım titriyor yok mu bir eylem yarın sabah? Dargınım sana ...