Kayıtlar

Aralık, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yayan

Bir adam Yürüyor sessiz sessiz ayaklarında çizmeler Gözlerinde bir hüzün var bilmiyor nedenini Yağmur yağmasa da ağrıyor dizleri Geldi bu yaşına kadar neler gördü neler Biraz kambur biraz mağrur ve biraz da çocuk hala Başında bir kep başında keder ve avuçları terli Yolunda ne var göremiyor kör olmuş gözleri Tespih sallıyor bir kadın yalnız onu görüyor Yanında bir köpek takip ediyor onu sabahtan beri Biraz yokluk varsa da kinini kaybetmiş Orada ileride bir şelale oluk oluk kan akıyor Dizleri ağrıyor dizeleri ağarıyor Bir kadın var tespihli bizleri çağırıyor Adam açıyor gözlerini kini vücut buluyor yanı başında Dağlarında ölüm görüyor kimsesi yok anlatacak Ellerinde eldiven ellerinde çaresizlik ve gözlerinde yaş Sesler kesiliyor bir anda ürkülüyor adam Dizlerindeki ağrısı bittiyse de kafasındaki bitmedi Gece bir şeyler fısıldıyor kulaklarına anlayamıyor ne dediğini Ay uzaklaşıyor sessizce selamlayarak sevgilisini Adamın avuçlarında ter oluk oluk kan bir damla ...

Parmak Hesabı

Bak üşümek işte yine yokluğunun belirtisi Elimde tuttuğum kalemi bulamamak birinci derece yoksunluk Korkmak bu geri dönülemeyen geri dönüşlerden Varmak bu yeni dövüşlerden seni görüşlere Bak bir şey kalmadı benden geriye Katıldım bir trenin vakur ve sessiz gidişine Bileti bedavaydı ama sonu yoktu Sonunda sen yoktu onu biliyorum Sonunda özgürlük yoktu saadet yoktu Sonunda elma şekeri yoktu Sonunda biliyordum bunu biliyordum Sonunda son bulacaktı sonsuzluğun sessizliği Sonunda son bulacaktı sensizliğin deli çarpıklığı densizliğin acı belirtisiyle Gelgitler vardı bir zamanlar geldiler ve gittiler Basit olsaydı sorun ortada sorun falan olmazdı Kinim sana değil tren çok yavaş hareket ediyor Ne olsaydı da bardağın boş tarafı dolmazdı Yalnızlık elzem bir sanattı ellerimde Kinim sana değil kibrit çakmıyor artık Çakmak çaksak patlardık oysa Bak yağmur da yağıyor karla karışık Ellerim ıssız bir gecede kana karıştı Dalgalar duruluyor çocukların anneleri ölüyor Yanakları...

Vacip ve Yol Hatları

Kenar köşe olur en sevileni sevginin Bir gün gidecek olursan selam söyle annenlere Maç kaçta başlayacaktı ocakta yemek kalmış mıydı Osmanlı kaç yılında kurulmuştu ya da deniz ne zaman durulmuştu Veya ben sana saat kaçta vurulmuştum Katlimiz vacip sayıldı ve utandım belki bu yüzden Kırdım insanları ve başka birkaç bir şeyleri daha Ayrı bir zevki vardı puşt olmanın Ama puştluktu en nihayetinde Bozdum hayallerini iki kuş bir güvercinin Hayallerimde de yoktu zaten türev integral Huşu içinde çözerken ben ellerindeki ipleri Sen gülümserdin bana ve ölürdü tüm kötülükler Ben iyi bir insan olmak istedim ve bir de seni Başaramadım Bir ömrü yatırdım masaya Ya çok az şey vardı yaşanmış ya da masa fazla büyüktü Üzülme yavrum üzülme ben iyi değilim Yatır istediğini istediğin masaya Batır ekmeğini menemene çorbaya Gelmesin başka biri istemem sen gelmedin Gömmeyin beni öğle vakti Mezarımı kuşlara yem edin Ozan Deniz