Kayıtlar

Unutulsa da Unutmamışımdır

Unutulmuş bir güzellik dilime pelesenk oldu Birkaç ağlatan kelime Birkaç umutlandıran an Ve birkaç güldüren mizah öğesi Durulandımsa da şu ırmaklarda peşimdeyse de bir iki sokak köpeği Unutkan zihnimin güzelliği ve güzelliğin unutkanlığı arasında Yine debelendim durdum Anlatsam inanmazsın Unutsam inanmazsın Anlatmadım, unutmadım Yalnız soru soruyorum şu ara Zihninin içinde dolaşan kurtların adlarını Kalbinin içindeki okun hangi yaydan çıktığını Bu yay nerden satın alınmıştır Kim yapmıştır bu yayı Neye nasıl yarar Benimkinden farkı ne Nasıl oluyor da 100 ok harcayıp da bulamadığım hedefi Bu ünlü yay tekte vuruyor Bunları kime soruyorum Kendime mi, hayır Kendime sorsam cevabını bulurdum biliyorum Birine soruyor olmalıyım o biri cevapları mutlaka biliyor olmalı Allah mıdır melek midir şeytan mıdır Yok hayır Sana mı soruyorum, sana nasıl sorabilirim ki Arkadaşlarına annene babana abine Hayır Bilmiyorum kime sorduğumu ama mutlaka biri Biliyorum, çıkıp gelecek bu kapıdan Çıkıp gelecek elinde...

Kahverengi: Beyaz, Sarı, Katran

 Ölümünü gördüm uykudayken,  rüya diyemem ama kabus da değildi Ciğerlerimden akan katranın bir anlamı varsa eğer Sesini soluğunu senden alan Adını sanını kaşını gözünü sana uyduran Hani şu mezarlıklarda uyuyan analar babalar ve çocukların (ki herkes birilerinin çocuklarıdır) Esrarengiz bakışları arasında gezdiğimiz ahmakça ritüellerden Hiç olmasa bir parça almış İyimser bakarsak belki daha fazla Kalp kırıklıkları anlamındadır Ciğerlerimden akan katranın bir anlamı varsa eğer Hani o insanı şaşırtan anların arşa tırmandığı Şaşırtmaktan öte, nasıl devam edeceğini bilmediğin Bütün yoldaşlarını kaybetmiş bir asker edasında Yorgun ve hiçbir şey düşünemeyen bir yolcu ve bitmeyen bir yol gibi İnsanı kahreden, insanı insan olmaktan çıkaran Belki bir ot gibi belki bir et parçası gibi Ve belki de mezarlık arazisinde tabutun içinde yatan bir ölü Bu duyguyu bir kere tatmış ve pek çok kez üstüne yazmışımdır Hiçbiri içimde akan katranın anlamını doğru düzgün telaffuz edemese bile Birkaç parç...

Kawa'm Ölebilir Yarın

Kürt işçisi bir kadın Duruyor ayışığının gölgesinde uzanıyor Elleri ayı andırıyor diyemem elleri nasırlı Gözleri bir aslanın gözleri diyemem gözleri yorgun Olsa olsa yeni avdan dönmüş bir aslanın gözleri Kaşları kapkara ve teni esmer Sıcakta çalışmaktan da olmuş olabilir ama daha çok Kürtlüğünden Kolları kıllı ve kaslı beni rahatça tutup kaldırabilir ve yatırabilir bir yatağa babam beni nasıl kaldırıp yatırıyorduysa yatağıma Yüzünde belli belirsiz bir öfke var sanki ayağını çamura basmış gibi daha yeni Öfkeli ama umutlu bir yüz bu Kürt halkının bir yüzü olsa onun yüzü olurdu bu eminim ki Kürt halkının kolları olsa aynı onunki gibi kıllı olurdu ve kaslı Kürt halkının bir adı olsa aynı onun adına benzerdi oysa adını bilmem onun Cesaret etsem de yanına gitsem sorsam isterdim adını Onun adı kesin bir kahramanın adıdır Ama öyle sıradan da bir kahraman değil Meryemdir adı belki Belki Nevrindir Ailesi bir erkek adı koyduysa adı Kawa falan olmalı Ama sanmıyorum ki bir kız ço...

En Uslanmaz Günah

Bir günah daha işliyorum bugün Kıpkırmızı bir güneşin altında erimişim Çocuklar koşturuyor sokaklarda beni çağırıyorlar Abi diyorlar bana, nasılsın İyiyim kardeşim diyorum sen nasılsın O da iyiymiş Ama bir kızı seviyormuş çocuk Kırmızı bir güneşin altında eriyormuş o da Her gün hayal ediyormuş el ele tutuştuklarını Günah işliyorsun dedim, çocuk günah işliyorsun "Beni neden sevmiyor abi naptım ki ona" Dedim çocuk etme, günah işliyorsun Neden abi diyor neden abi suçum ne Elleri minnacık henüz 10, bilemedin 11 yaşında Annesi taze öldü biraz yorgun çocuk Kaçıyorum oradan hızlı adımlarla ama koşmuyorum Ve tekrarlıyorum fısıltılarla tekrar tekrar "Günah işliyorsun çocuk" Bakkala uğruyorum sigara almaya Halil abinin işler pek yolunda değil bu aralar Zaten ne zaman yolunda gitti ki 3 çocuğu var ama rızkı yok Nasılsın Halil abi diyorum Hamdolsun diyor sen nasılsın Ben de iyiymişim İşler nasıl diyorum oysa biliyorum nasıl olduğunu "Pek iyi deği...

Sıcak ve Kızıl

Bir uzun yol ki yürümüşüz yorgunuz Kanla yazılmış adlarımız tarih kitaplarına Ölümü almışız kucağımıza saçlarını taramışız Onu öpüp koklamışız o bizden biri olmuş Sırtımızda tüfek elimizde bir demet çiçek Kalbi kırık çocuklara çiçek vermişiz tüfek mi verecektik Vakit var daha eli silah tutmasına O yalnız sevmeyi bilir şimdi Top oynamayı yokuş sokaklarda Annesinin ellerini okşamayı bilir Bir uzun yol ki yürümüşüz yorgunuz Kanla yazılmış sloganlarımız sokak duvarlarına Çocuklar elbet anlamıyor ne anlatıyoruz Gece 11, babaları neden hala evde değil Gece 1, babaları neden kir pas içinde Neden ellerine verilen çiçekler bir bir soluyorlar İyi suluyorlar halbuki Neden bu kadar mutsuzlar daha bu kadar küçücükken Oysa o kadar masum ki elleri, elleri daha küçücük Daha mavi, yeşil, kara gözleri karanlığa alışmamış Küçük ve masum Tertemiz ama yarın kirlenecek bir dünya dolusu çocuk Çocuk anlamıyordu neyi paylaşamıyorduk Oysa çok fazla dondurma vardı bakkal dolaplarında Do...

Yol

Kalbim kırık Utanç kalbime sığmadı, kalbim çatlak Seni sevmenin bir bedeli varmış şimdi anladım Onca derdin onca rezaletin arasında Bir de imkansız aşkın senin Özlemin, yokluğun, kaçınılmaz kaçışın senin Dünyanın bütün halkları birleşmişte Beni karşılarına almışlar gibi bir utanç Onca derdin rezaletin ve sefaletin ortasında Acını anlıyorum Acını çekiyorum acın benim acımdır Ailem gözlerimin önünde paramparça Kalbim gibi Bütün fertleri mutsuz Bütün fertleri utançlı Ben de öyle Hani sanki seni sevmişim de Beni sevmemişsin gibi Hani sanki bir halk tam kurtuldu derken zincirlerinden Bir daha bağlanmış gibi emperyalizmin çarkına Yani hani sanki annem ölmüş de Anılarımız teker teker önümden siliniyor gibi Ölümü özledim Annemin koynunu özledim Senin gülmeni özledim Yaşamayı özledim Kaybettiğim ve kazanamadığım her şeyi özledim Özlem vücut bulmuş boğazımı sıkıyor El...

Kanımız Kaynamaz

Artık özür dilemenin de bir faydası yok Veya güzel şeyler yapmak sana Güzel gözükmek Her şey bitti bir anda oysa hiç başlamamıştı İşte evrendeki sayısız çelişkiden yalnızca biri Tarifsiz duygularla dolu bir yer sofrasında Bağdaş kurup öylece bekledik sen ve ben Öylece baktık bakıştık, konuşmadık En ufak bir gürültü çıkmadı Zifiri sessizlik Koyu bir dinginlik Ben bardakları yüreğimin kanıyla doldururken Sen utanmıştın başın öne eğikti İçmedin Ozan Deniz