Kayıtlar

Şubat, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Özlem, Kahır ve Kavga yahut Bir Takım Kavramların Anlamları

Unutulmuş güzelliklerin aynasından bakıyorum Solmuş güllerin ve kaybolmuş umutların arasından Sevda diye bağırıyorum oradan duyan yok Sen duysan yeterdi oysa Özlem diye bağırıyorum Yokluğunun hasreti sararken dört bir yanımı Tek dal sigaramın kalmış olması hüznü ciğerlerimde Uykular uyumak istiyorum kabuslar korkutuyor Annemi gördüğüm rüyalarımı özlüyorum Bir rüyam vardı çok net hatırladığım Annem vardı sen vardın ben vardım Sonra uyandım ve yarıda kaldı özlemlerim Yarıda kaldı mutlu olduğum nadir an Bitmiş ilişkilerin çelişkileri köşebaşlarını tutmuş Özlem anlamını yitiriyor ölüm akla geliyor Kahır diye bağırıyorum Annemin eti karıştığında kara toprağa Anladım ben nasıl bir şeymiş acı çekmek Sonra bir daha anladım sana aşık olduğumda Seni göremediğim her gün için Bir daha anladım Ama içimde bir şeyler savaş veriyor Aklımı kaybedicem bunun başka sonu yok Şimdiden belirtileri gö...

Kalem ve Kağıt

Kalemin yazmayan tarafıyla yazıyorum bu şiiri Anlamlar arıyorum bu gerçeği anlamlandırabilecek Biraz da benim yüzümden oluyor tüm bunlar Başkasının hatası değil sırf benim De diyemem sırf benim de değil Her yalanda bir gerçeklik payı vardır Ben hep asık suratlı olanım dost meclislerinde Bazen de ota boka gülen keyifler abidesi Aşırılıklar benim kanımda var akıyor durmuyor Radikal kararlar alıyorum ve hiçbirine uymuyorum Kalemin yazmayan tarafıyla yazıyorum bu şiiri Hani sanki seviyorum seni de bunun anlamı yok Seviyorum seni de bu bir şey doğurmuyor Tek taraflı imzalar sevgiler hatalar Ve daha bir kaç bir şey ölümle yüzleşiyor her gece Hükümsüz kalıyor bütün olanlar Uyumsuzluk baş gösteriyor seni sevmenin her halinde Yorum bulamıyorum bu incelemeyi tahlil edebilecek Kafamın içinde dönen bir bozuk plak var Hatırlanmayan şarkılar ve anılar Sinirim bozuluyor Nefesim daralıyor nefes alamıyorum...

Yurt Odası

Dayanılmaz bir ağrı giriyor yüreğime yine Saat 3, gece, yurt odası Bütün kuralları yıkarak bir sigara yakıyorum Odanın içi ruhum kadar karanlık Ciğerim kadar dumanlı Sesin yankılanıyor kulaklarım acıyor Bir çocuk gömülüyor gibi kara toprağa Bir kadın öldürülüyor gibi gece vakti Bir adam canını veriyor fabrikalarda Bir insanın kimliği soruluyor kalbine bıçak girmeden önce Acının binbir türlü hali sonsuz fonksiyonlar içinde Sonsuz kere bölünerek çokça küçük sayılara Faili meçhul cinayetlerin gölgesinde akşam geçince Kadın çığlıkları ve erkek haykırışlar Çocuk gözyaşları ve tank paletlerinin sesleri Umut arayışları var köşebaşlarında sokakların Pencerelerden bakıyor insanlar gökyüzüne Dışarı çıkmak suç zaman çok para yok Ağlıyor insanlar hayvanlar ağaçlar ve eşyalar  Ağlayabilen ne kadar çok şey var İşte öyle bir acı var içimde ki sen yoksun Omuzlarımda öngörülmüş bir suçun ağır vebali ...