Yanlış Bir Şeyler
Çünkü milletlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkı vardı
Ama seninle bizim beraber olmaya hiç hakkımız yoktu
Vaktimiz çoktu aslında
Çocuklarımız olurdu tahtadan oyuncaklar
Bir evimiz olurdu kumdan seramikten ve camdan
Nasıl olsa ölüm bizi ayırana dek ayrılmazdık
Çıkıp gidemezdin iki elin yerde olsa bu candan
Şimdi iki elim sensiz nasıl olur bilirsin
Tayin edemedik kaderimizi bıraktık emperyalist ülkelere
Tahmin edemedik neler götürecek bu ömürden kaç yıl geçecek
Tamir edemedik de zaten tahtadan oyuncaklarımızı
Kendimize gelemedik bir hiç olup gülemedik, güldürmediler
Savaşamadık da zaten koşullar ağırdı
Öyle bir anlaşıldı ki bizimle Sevrden beter
Her gece beni yeni bir peygamber çağırdı
Yıl olmuş kaç sıkıldık artık Kevserden yeter
Bırak beni beyaz elbisesi içinde gülümseyen adam
Bırak beni benim tanrıyla işim yok
Cenevre'den Diyarbakır'a her şey çok garip
Ve bir tek gülümsemen beni orduya çağırabilir
Selam sana sisli gözlerinde puslu gökyüzü olan kadın
Selam sana denizlere denizler gibi bakan kadın
Bendeniz sizleri çok sevmektedirler
Ben Deniz siz ise benim gözbebeğim
Sen ki dur desen durulduğum vakit dururum hiç sebepsiz
Artık çok sıkıştım şu iplerimi çöz bebeğim
Bize bir bıçak
Bir yatak ve bir de tahtadan bir oyuncak gerek
Kalınca da bir kitap
Salınca da uçacak bir küçücük uçak
Dalınca da bitilecek bir deniz gerek
Gözlerini de getir yani gelirken
Aklına birkaç mısra gelirse eğer
Yaz bir kenara unutursun sen
Hem biz ölünce tahtadan oyuncaklarıma bırakacağız olmayan miraslarımızı
En azından buna hakkımız vardır herhalde
Tanrı vermezse buna da izin
Yazıp yazıp veririz ona mürekkep cinaslarımızı
Kanımız donar o halde
Ozan Deniz
Ama seninle bizim beraber olmaya hiç hakkımız yoktu
Vaktimiz çoktu aslında
Çocuklarımız olurdu tahtadan oyuncaklar
Bir evimiz olurdu kumdan seramikten ve camdan
Nasıl olsa ölüm bizi ayırana dek ayrılmazdık
Çıkıp gidemezdin iki elin yerde olsa bu candan
Şimdi iki elim sensiz nasıl olur bilirsin
Tayin edemedik kaderimizi bıraktık emperyalist ülkelere
Tahmin edemedik neler götürecek bu ömürden kaç yıl geçecek
Tamir edemedik de zaten tahtadan oyuncaklarımızı
Kendimize gelemedik bir hiç olup gülemedik, güldürmediler
Savaşamadık da zaten koşullar ağırdı
Öyle bir anlaşıldı ki bizimle Sevrden beter
Her gece beni yeni bir peygamber çağırdı
Yıl olmuş kaç sıkıldık artık Kevserden yeter
Bırak beni beyaz elbisesi içinde gülümseyen adam
Bırak beni benim tanrıyla işim yok
Cenevre'den Diyarbakır'a her şey çok garip
Ve bir tek gülümsemen beni orduya çağırabilir
Selam sana sisli gözlerinde puslu gökyüzü olan kadın
Selam sana denizlere denizler gibi bakan kadın
Bendeniz sizleri çok sevmektedirler
Ben Deniz siz ise benim gözbebeğim
Sen ki dur desen durulduğum vakit dururum hiç sebepsiz
Artık çok sıkıştım şu iplerimi çöz bebeğim
Bize bir bıçak
Bir yatak ve bir de tahtadan bir oyuncak gerek
Kalınca da bir kitap
Salınca da uçacak bir küçücük uçak
Dalınca da bitilecek bir deniz gerek
Gözlerini de getir yani gelirken
Aklına birkaç mısra gelirse eğer
Yaz bir kenara unutursun sen
Hem biz ölünce tahtadan oyuncaklarıma bırakacağız olmayan miraslarımızı
En azından buna hakkımız vardır herhalde
Tanrı vermezse buna da izin
Yazıp yazıp veririz ona mürekkep cinaslarımızı
Kanımız donar o halde
Ozan Deniz
Yorumlar
Yorum Gönder